Monthly Archives: Ekim 2014

‘HDP’nin çağrısı yasadışıdır’

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

İçişleri Bakanı Efkan Ala, partisinin Afyon’daki kampında HDP’nin 1 Kasım’da sokağa çağrısına yönelik açıklamalarda bulundu.

Bakan Ala şuınları ifade etti:

“İnsanlarımızın mal ve can güvenliğini tehlikeye düşürecek bu tür çağrıyı tekrardan yapmış olması ikinci büyük hatasıdır HDP’nin. Bu ülke hepimizin ve hepimizin üzerinde titremesi gereken sorumluluklarımız var.

O çocuklar, sokağa çağrılarak gelecekleri karartırılıyor. Onların üzerinden siyaset yapılıyor. Bunlar, doğru şeyler değil” dedi.

İnsanları sokağa çağırmak bizim kanularımıza aykırıdır. O insanların, sokağa çıkanların sorumluluğu, o çocukların sorumluluğu elbette HDP’nin üzerindedir.

Biz kesinlikle bu çağrıya vatandaşlarımızın kulak asmamasını, uymamalarını arzu ediyoruz.”

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547619/

THK Başkanı tutuklandı

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

ANKARA – Türk Hava Kurumunda (THK) usulsüzlük iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında Kurum Başkanı Osman Yıldırım’ın da arasında bulunduğu 5 kişi tutuklandı.

Tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen 7 şüphelinin buradaki sorguları tamamlandı.

Hakim, Kurum Başkanı Osman Yıldırım’ın da arasında bulunduğu 5 kişiyi tutuklarken, 2 kişiyi adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547532/

‘CHP’den istifa ediyorum’

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

CHP Ankara milletvekili Emine Ülker Tarhan, CHP’den istifa edeceğini bildirdi.

Tarhan, istifasını yaptığı yazılı açıklamayla duyurdu.

Tarhan, yaptığı yazılı açıklamada, ülkenin içinde bulunduğu koşullar edeniyle 2015 Genel Seçimleri’nin olağanüstü önem kazandığını ifade ederek, seçim yenilgileri ve yapılan hatalardan dersler çıkartılması konusunda yaptığı çağrının görmezden gelindiğini belirtti.

İstifa açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Ülkemizin içinde bulunduğu savaş tehlikesini de içeren koşullar nedeniyle çocuklarımızın geleceği açısından olağanüstü önem kazanan 2015 genel seçimleri öncesi partide demokrasinin işletilmesi, seçim yenilgileri ve özellikle de cumhurbaşkanlığını ilk turda iktidara teslim eden hatalardan dersler çıkartılıp, ciddiyetle yol haritası çizilmesi için yaptığım çağrıyı görmezden gelerek, kurultayı bir koltuk kapma yarışına çeviren; Kurucusunun büyük fedakarlıklarla inşa ettiği devletin yıkılıp, diktiği ağaçların sökülüp, yerine, adına ?ak? denilen ucube sarayda somutlaşan otoriter bir devletin kurulması girişimini ve cumhuriyetin köşkünün, hanedan sarayına dönüştürülmesini sessizce izleyen; Türkiye’nin iç ve dış tehditlerle karşı karşıya olduğu, iş ve terör cinayetleri ile sarsıldığı bu çok kritik dönemde sorumsuz çağrılar, tutarsız tezkere söylemleri, belirsiz politikalar ile halkımızın duyarlılıklarından kopuk muhalefet anlayışında ısrar edeceği anlaşılan CHP yönetiminin olası vahim tercihlerini değiştiremeyeceğimi anladığımdan, iktidar umudu da hedefi de bulunmayan yanlış ve zayıf politikaların parçası olmamak için büyük umutlarla geldiğim CHP’ den istifa ediyorum.”

KILIÇDAROĞLU’DAN İLK YORUM
Öte yandan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Emine Ülker Tarhan’ın istifasına ilişkin “Tarhan’ın istifası sürpriz olmadı. Sağlık olsun. Daha istifa metnini okumadım” dedi.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547540/

Peşmerge’ye tepki

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

ANKARA – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Yabancı ülke güçleri ile Peşmergeyi bir tutmak, bugünden Kuzey Kürdistan’da bağımsızlığı ilan edilmiş bir Kürdistan’ı kabullenmek demektir. Bu 4 parçalı Kürdistan’ın birinci ayağı olarak görülmelidir. Zaten de Cumhurbaşkanının en büyük talihsizliği bu gafletin içine düşmüş olmasıdır” dedi.

Türkiye’nin bölünmesi ve kardeş kavgasına sürüklenmesi amacına dönük senaryo ve oyunların hız kazandığını iddia eden Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Başbakan ve hükümetinin umutla, inatla, ısrarla sürdürdüğü çözülme sürecinde onbinlerce insanımızın hayatına kast eden canibaşı, ‘çözüm, barış ve kardeşlik abidesi’, vatan evlatlarını kahpece infaz eden PKK terör örgütü dağda hak ve barış arayan ‘sözde özgürlük savaşçıları’, bu melanete alkış tutan çürümüşler, ‘barışsever ve demokrat aydın’, bozgunculuğa, ayrımcılığa, fitneye ve terörün örtülü amaçlarına hizmet eden işbirlikçiler ise ‘akil adamlar’ olarak takdim ve servis edilmiştir. Türkiye’de hiçbir ölçü kalmamıştır.

Milli kimlik ve güvenlik duvarları arkası arkasına saldırıya uğramıştır. AKP, siyasi varlığını ve siyasi geleceğini tamamen bölücülüğe bağlamış, bölücü alçaklara dayandırmıştır. İktidar, PKK’nın hain emellerine, bölgesel ve küresel cinayet projelerine göz yummakla kalmamış iffetsizce alkışlamış ve alkışlanmasına refakat etmiştir. Ortadoğu’yu kana boğanlar, mazisi bir asrı aşan süredir haritalar üzerinde karalama yapanlar, rotayı son yurdumuza çevirmişler, milletimizi kapsamına alan şer hesaplarla oyalanmaya başlamışlardır.

‘TÜRKİYE BİR KEZ DAHA KÜÇÜLDÜ’
Ayn el-Arap, diğer ismiyle Kobani’ye yardım bahanesiyle ağır silahlı Peşmergelere Türk vatanı çiğnetilmiştir. Bu ihanet geçidi, herkesin gözü önünde cereyan etmiştir. Türkiye, bir kez daha küçülmüş, büyük milletimiz bir kez daha küçük düşürülmüştür.

Ellerinde PKK paçavraları, cani posterleri ve sözde Kürdistan bayrakları olan kalabalık yığınlar Peşmerge konvoyuna Şırnak’ın Silopi ve Cizre ilçelerinden Mardin Nusaybin’e ve buradan da Şanlıurfa Suruç’a kadar tezahürat yarışına girmişlerdir. AKP-PKK anlaşmasıyla, 19 Ekim 2009′da Habur’dan sokulan 34 PKK’lıya düzenlenen terörist karşılama törenleri aynısıyla tekrarlanmıştır.

Habur’dan giriş yapan ve 16 Kasım 2013 tarihinde Diyarbakır’da göklere çıkarılan Barzani yeniden milletimizin sinir uçlarıyla oynamıştır. AKP, Irak’ın toprak bütünlüğüne hançer sallayan Peşmergeyi emniyetle geçirmek için kortej içine alarak Türk düşmanlarına düğün bayram yaptırmıştır.

Türkiye’de daha yaşanmadık ne kalmış, daha görülmedik ne bırakılmıştır? Düşmana kucak açan, teröristlere ve destekçilerine mihmandarlık yapan, ülkemizi terör koridoruna çeviren Başbakan ve hükümeti bu haysiyetsizliğin, bu omurgasızlığın altından kalkamayacaktır.

‘GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA İÇERİ GİRDİLER’
Peşmergenin, PKK-PYD’ye yardım amacıyla 29 Ekim’de Türkiye topraklarından geçirilmesinin ayrı bir anlam ve mesajı olduğu ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:

“91 yıl önce defedilen işgalcilerin değişik bir versiyonu hudutlarımızdan gözümüzün içine baka baka içeri girmişlerdir. Erdoğan ve Davutoğlu, ne kadar hain mihrak ve amaç varsa hevesle bir araya gelmiş, yan yana durdukları karanlık adamlarla Türkiye’nin kuruluş ilke ve esaslarına savaş açmışlardır.

Cumhuriyetimizin 91. yıl dönümünde Türkiye’ye meydan okunmuş, Türk milletine ölüm yağdıranlar sanki fethe çıkmış Fatihler gibi taltif edilmişlerdir. İlaveten aziz şehitlerimizin kemikleri sızlatılmış, ecdadımızın ruhu incitilmiştir.

Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümünde, ABD’nin tertip ve dayatmasıyla PKK-Peşmerge şovunu hazırlayanlar, sınır boyunca sahnelenen acıklı ve alçak manzaraları izletenler küfrün ve batılın yanında konuşlanan vatan düşmanlarıdır.

Peşmergelerin giydikleri kamuflajlarda gururla taşıdıkları ABD bayrak ve armaları, bu ülkenin başkanına yönelik kabına sığmayan sevgi seli, oynanan oyunun taraflarını gün yüzüne çıkarmıştır.

Hem Türk vatanına sığınıp, hem ekmeğimizi yiyip hem de yabancı devlet başkanlarına minnet duymak nankörlük ötesi bir haldir. Ayn el-Arap için kalbi çarpanların, Barzani ve Obama için şükran duyanların vatan topraklarında nefes almaları, Türkiye’de ikamet etmeleri talihsizliktir.?

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547600/

‘İn haydi gücün varsa in’

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

İSTANBUL – Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın yaptığı açıklamara sert yanıt verdi.

Orman’ın “Ben başkaları gibi hakem odası basmam. Gözümüz Bülent Yıldırım’ın üzerinde olacak” şeklindeki açıklamalarını FBTV’de cevaplayan Yıldırım, hakemleri maçtan önce etki altına almaya çalışmadığını, hakem odası basmadığını sadece maç sırasında herkesin gözü önünde hakemlere hatalarını söylediğini belirtti. Yıldırım, Orman’ın “Biz hakem odası basmayız” sözlerine de “İn haydi gücün varsa in” şeklinde yanıt verdi.
 
Süleyman Seba ile aynı dönemde başkanlık yapma onuruna eriştiğini hatırlatan Yıldırım, “Biz birbirimize güvenirdik. Bazen ben gitmezdim toplantıya yetkiyi ona verirdim; bazen o gelmezdi yetkiyi bana verirdi. Özhan bey ile de güçlü bir dostluğumuz vardı. Kamuoyuna yansıtmıyorduk ama güçlü dostluklarımız vardı” diye konuştu.

3 haftadır karşılaşacakları rakiplerinin hep maçtan önce hakemlerle igili konuştuğunu hatırlatan Yıldırım “Galatasaray konuştu. Ardından Gençlerbirliği konuştu. Bu hafta da Fikret Bey dedi ki hakemi gözleyeceklermiş. Baskı altına alıyorsunuz hakemleri” diye konuştu.

Ardından sözü Fikret Orman’ın “Ben başkaları gibi hakem odası basmam” açıklamasına getiren Yıldırım şunları söyledi:

“Ben soyunma odasına giderken yolda gördüm herkesin içinde söyledim. Ben maçtan önce hakemleri etki altına almıyorum. Maç içinde hata yaptığında kendi yüzlerine söylüyorum.

Hakem odası falan basmadım ama gerekirse basarım. Fenerbahçe’nin haklarını yenmesini önlememiz için hakem odası basmak gerekiyorsa basarım. Geçmişte Yıldırım Demirören, hakem odasına gitti. Hatta rakip futbolcuların soyunma odasına bile gitti.”

‘HAKEMLER FORMSUZ’
Hakemlere ne söyleyecekse koridorda söylediğini, maçtan önce konuşup hakemi etki altına almayacağını söyleyen Yıldırım, ardından sözü Beşiktaş’ın maçlarındaki hakem hatalarına getirdi. “Beşiktaş’ın hem aleyhine hem lehine hakem hatası var. 6. hafta oyuncusu elle attı, kendi de kabul etti. Balıkesir maçında futbolcusu gole giden oyuncuyu düşürdü, atılması lazımdı atılmadı. Eskişehirspor maçında Eskişehir’in nizami golü sayıladı. Bursa’da hem Beşiktaşın lehine hem Bursa’nın lehine hata vardı” diyen Yıldırım, Beşiktaş’ın aleyhine de hatalar yapıldığını, durumun her kulüp için aynı olduğunu “Çünkü hakemler formsuz” sözleriyle açıkladı.

Sırayla Galatasaray ve Gençlerbirliği’nin maçtan çıkıp hakemi etki altına aldığını savunan Yıldırım ve “Beşiktaş Başkanı çıktı şimdi de. Ben en azından hakemin yönettiği maçı tenkit ediyorum; oynanmamış maçı değil. Haftaya da başkası çıkacak, konuşacak. Nasıl olacak bu?” diye konuştu.

‘FİKRET BEY EVİME GELDİ’
Fikret Orman’ın hakem odasına inmek konusundaki sözlerini de hatırlatan Aziz Yıldırım “İn hadi gücün varsa, in” dedi.
  
Beşiktaş’a Saracoğlu’nun kapılarını açmamaları konusunda da açıklamalar yapan Yıldırım, “Ben hapisten çıktıktan sonra Fikret Bey evime geldi geldi. 2013′te, Stadımızda oynamak istediklerini söyledi ben de Galatasaray stadını onlara açarsa bizimk de açacağımızı söyledim. Ama Galatasaray izin vermemiş. Geldiler, ‘Alamadık’ dediler, ben de ‘Biz de veremeyiz o zaman’ dedik; kapattık konuyu” dedi.

Orman’ın bu sene bir kez daha talepte bulunduğunu ama bir kez daha olumsuz yanıt verdiğini de söyleyen Yıldırım “Ben U21′i bile statta oynatmayı düşünüyordum, zemin bozuluyor diye vazgeçtik” dedi.

”17 SENEYİ BEN BİLİYORUM’
PFDK’nın kendisine verdiği cezayı da eleştiren ve Tahkim’de sözlü savunma yapacağını belirten Yıldırım, “Sağır ve dilsiz olalım, istedikleri bu. Bir konuşursam altında kalırlar, 17 seneyi ben biliyorum” dedi.

Şike süreci ile de ilgili açıklamalar yapan ve Beşiktaş ile diğer kulüplerin Fenerbahçe’nin arkasına saklandığını öne süren Fenerbahçe Başkanı, “Nasıl olsa Fenerbahçe önde gidiyor, yapıyor, biz de hiçbir şeye müdehale etmeyelim zihniyetindeler. Mesela biz 3 yıldır diyoruz şike yapmadık. Beşiktaşlılar konuşuyor mu şike konusunda? Çıktılar kupayı iade ettiler. Bir çıkıp konuşun yahu şike yaptınız mı yapmadınız mı? Sanki bir tek biz varız bu davada. Çıkıp deyin ki ‘Biz şike yapmadık’ ” diye konuştu.

Yıldırım, Beşiktaş’ın bu yönde açıklama yapmasından sonra kendisinin bazı şeyler söyleyeceğini herkesin dinleyeceğini de sözlerine ekledi.

Aziz Yıldırım son olarak “Seba’yı önder kabul ediyorlarsa ondan biraz ders alsılar hayatlarını anlasınlar. O zaman anlarlar liderliğin ne olduğunu.” dedi.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547587/

Erdoğan’dan peşmerge açıklaması

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa’nın başkenti Paris’te Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde konuşmasının ardından peşmergenin Kobani’ye girişi ile alakalı bilgi verdi.

Erdoğan şunları ifade etti:

“Peşmerge, iki gündür Türkiye’de. Erbil?den haber bekliyorlar. Konvansiyonel silahlar gelmeden Kobani?ye girmesinin uygun olmadığına dair aldıkları haber üzerine şu anda Kobani?ye henüz girmiyorlar.”

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547608/

Karadon’da 4 yıl sonra karar

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

Karadon maden faciasına ilişkin davada 5 sanığa 5 ile 10 yıl arasında hapis cezası verildi.

Grizu faciası davasına iddianamenin hazırlanmasının ardından 6 Aralık 2011′de başlanmış, yargılama sürecinde 6 bilirkişi raporu istenmişti.

Bir raporda olayda önemli ölçüde kişiselleştirilmesi olanaksız kusurlar bulunduğu vurgulanırken, başka bir raporda ölen mühendisler, farklı bir raporda ise işveren ve alt işveren temsilcilerinin kusurlu bulunması, ailelerin tepkisini çekmişti.

Patlamadan 4 yıl sonra Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 3 TTK yöneticisinin de aralarında bulunduğu 5 sanığı, 5 ile 10 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Hukuki sürecin devam ettiği olayda, yerel mahkemenin verdiği cezaların kesinleşmesi durumunda sanıklar tutuklanacak.

ESKİ 540 KODUNDA
TTK Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağının eksi 540 kodunda 17 Mayıs’ta meydana gelen grizu patlamasının ardından taşeron olarak galeri açma işini yürüten firmanın 30 çalışanından haber alınamamıştı.

Grizuyla Yeni Karadon Servis Kuyusu’nun hasar görmesi ve oluşan göçükler nedeniyle ekipler olay yerine ulaşamamış, Gelik 75. Yıl Cumhuriyet Kuyusu’ndan yürütülen çalışmalar sırasında madencilerin yakınları endişeyle beklemişti.

TTK ekipleri, 20 Mayıs’ta kurtarma kafesine yaptıkları donanımla eksi 540 koduna inmeyi başarmış, 28 cenaze yer üstüne çıkarılmıştı. Defin işleminden sonra karışıklık yaşandığı şüphesiyle cenazelere DNA testleri yapılmış, mezarlar açılarak doğru cesetler ailelere teslim edilmişti.

Bu sırada Erdem Alkin’in cenazesini Engin Düzcük sanarak teslim alan ailesi, madencinin, Dursun Kartal’ın yanında cesedine ulaşılamayan diğer işçi olduğunu öğrenerek şoke olmuştu.

Engin Düzcük ve Dursun Kartal’ın, patlamayla meydana gelen göçükler altında kaldığından şüphelenen TTK ekipleri, oluşan yeni göçükler nedeniyle de büyük uğraş vererek faciadan yaklaşık 1 ay sonra yığınları kaldırabilmiş fakat cesetleri bulamamıştı.

UMUT ÇİNLİLER’DE
Madencilerin yığınların altındaki cenazelerini bulamayan ekipler, eksi 540 metre derinlikten eksi 735 metreye kadar inen ve eksi 720 kodunda ızgara bulunan kuyuya düştükleri üzerinde durmuş ancak içi su dolan kuyudan işçileri kurumun imkanlarıyla çıkarmanın mümkün olmadığını belirlemişti.

TTK yetkililerinin, facianın ardından Çin Büyükelçiliği vasıtasıyla çağırdığı kuyuyu dizayn eden profesör ve yardımcısı, haziranda incelemede bulunmalarının ardından ülkelerine dönmüş, bir süre sonra kuruma teklifleriyle dönüş yapmışlardı.

Profesör, kuyunun montajını yapan ve 10 yıllık bakım-onarım anlaşması bulunan Çinli CITIC firmasından ayrıldığını, başka firmada çalıştığını belirterek, teklif sunmuştu. Bunu kabul etmeyen kurum yetkilileri ise CITIC yetkililerine ulaşmış, 16 Ağustos’ta Çinli mühendislerden oluşan ekip ocakta incelemelerde bulunmuştu.

Facianın ardından yaklaşık 120 günün geçtiği eylül ayında CITIC firması elemanlarının gelerek kuyuda çalışma yapmasını bekleyen TTK yetkilileri, firmanın ”deneyimli personeli bulunmadığı, işin uzmanlık istediğinden yapılamayacağını” belirten mektubuyla şoke olmuştu.

Bunun üzerine TTK, 18 Ekim 2010′da uluslararası ihaleye çıkmış, 1 milyon 209 bin dolar teklifle işi üstlenen Çin’den SSIT Grup ile 12 Kasım’da sözleşme imzalanmıştı. Firma, ”kuyunun tamamının temizliği, tahribatın giderilmesi, eksi 540 kodundan eksi 720′ye kadar tüm temizlik ve bakımının yanı sıra ihraç sisteminin ve yardımcı kurtarma vincinin yeniden bütün testlerinin yapılması ve devreye alınmasını” kapsayan işe 13 Aralık’ta başlamıştı. 150 günde tamamlanması öngörülen iş kapsamında 45 günde cenazelerin çıkarılması hedeflenmişti.

Şirketin 19 Çinli’den oluşan ekibi, kurum madencileriyle çalışarak kuyudaki metrelerce küp suyu boşaltmış, tonlarca hurdayı temizleyerek 8 ayda cesetlere ulaşabilmişti.

ÇOCUKLARINI GÖREMEDİLER
Grizu faciası
nda yakınlarını kaybetmenin acısına cenazelerinin bulunamaması da eklenen Düzcük ve Kartal ailesi, 8 aylık süreçte zor günler yaşamıştı.

Yaklaşık 3 yıl önce aşçılık yaptığı firmanın iş yerini kapatmasıyla madenciliğe başlayan 2 çocuk babası Düzcük’ün kızları 3 yaşındaki Sıla ve 8 yaşındaki Beyza da anneleri Hayriye ile büyük üzüntü yaşamıştı.

Dursun Kartal’ın o dönem Pamukkale Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde öğrenim gören oğlu Turgut ile bilgisayar mühendisliği eğitimine devam den kız kardeşi Tülay’ın çocuklarının yanı sıra babası da yıllar önce kömür ocağında hayatını kaybeden madencinin eşi Gülhizar, bir an önce cenazelere ulaşılmasını beklemişti.

Madencilerden Kadir Ötgüç’ün eşi Fatma ile Ekrem Akkaya’ın eşi Yeter, eşlerini toprağa verdikten sonra farklı zamanlarda doğum yapmış, babalarının çocuklarını hiç görememesinin üzüntüsünü yaşamıştı.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547549/

‘CHP’den istifa ediyorum’

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

CHP Ankara milletvekili Emine Ülker Tarhan, CHP’den istifa edeceğini bildirdi.

Tarhan, istifasını yaptığı yazılı açıklamayla duyurdu.

Tarhan, yaptığı yazılı açıklamada, ülkenin içinde bulunduğu koşullar edeniyle 2015 Genel Seçimleri’nin olağanüstü önem kazandığını ifade ederek, seçim yenilgileri ve yapılan hatalardan dersler çıkartılması konusunda yaptığı çağrının görmezden gelindiğini belirtti.

İstifa açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Ülkemizin içinde bulunduğu savaş tehlikesini de içeren koşullar nedeniyle çocuklarımızın geleceği açısından olağanüstü önem kazanan 2015 genel seçimleri öncesi partide demokrasinin işletilmesi, seçim yenilgileri ve özellikle de cumhurbaşkanlığını ilk turda iktidara teslim eden hatalardan dersler çıkartılıp, ciddiyetle yol haritası çizilmesi için yaptığım çağrıyı görmezden gelerek, kurultayı bir koltuk kapma yarışına çeviren; Kurucusunun büyük fedakarlıklarla inşa ettiği devletin yıkılıp, diktiği ağaçların sökülüp, yerine, adına ?ak? denilen ucube sarayda somutlaşan otoriter bir devletin kurulması girişimini ve cumhuriyetin köşkünün, hanedan sarayına dönüştürülmesini sessizce izleyen; Türkiye’nin iç ve dış tehditlerle karşı karşıya olduğu, iş ve terör cinayetleri ile sarsıldığı bu çok kritik dönemde sorumsuz çağrılar, tutarsız tezkere söylemleri, belirsiz politikalar ile halkımızın duyarlılıklarından kopuk muhalefet anlayışında ısrar edeceği anlaşılan CHP yönetiminin olası vahim tercihlerini değiştiremeyeceğimi anladığımdan, iktidar umudu da hedefi de bulunmayan yanlış ve zayıf politikaların parçası olmamak için büyük umutlarla geldiğim CHP’ den istifa ediyorum.”

KILIÇDAROĞLU’DAN İLK YORUM
Öte yandan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Emine Ülker Tarhan’ın istifasına ilişkin “Tarhan’ın istifası sürpriz olmadı. Sağlık olsun. Daha istifa metnini okumadım” dedi.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547540/

Karadon’da 4 yıl sonra karar

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

Karadon maden faciasına ilişkin davada 5 sanığa 5 ile 10 yıl arasında hapis cezası verildi.

Grizu faciası davasına iddianamenin hazırlanmasının ardından 6 Aralık 2011′de başlanmış, yargılama sürecinde 6 bilirkişi raporu istenmişti.

Bir raporda olayda önemli ölçüde kişiselleştirilmesi olanaksız kusurlar bulunduğu vurgulanırken, başka bir raporda ölen mühendisler, farklı bir raporda ise işveren ve alt işveren temsilcilerinin kusurlu bulunması, ailelerin tepkisini çekmişti.

Patlamadan 4 yıl sonra Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 3 TTK yöneticisinin de aralarında bulunduğu 5 sanığı, 5 ile 10 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Hukuki sürecin devam ettiği olayda, yerel mahkemenin verdiği cezaların kesinleşmesi durumunda sanıklar tutuklanacak.

ESKİ 540 KODUNDA
TTK Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağının eksi 540 kodunda 17 Mayıs’ta meydana gelen grizu patlamasının ardından taşeron olarak galeri açma işini yürüten firmanın 30 çalışanından haber alınamamıştı.

Grizuyla Yeni Karadon Servis Kuyusu’nun hasar görmesi ve oluşan göçükler nedeniyle ekipler olay yerine ulaşamamış, Gelik 75. Yıl Cumhuriyet Kuyusu’ndan yürütülen çalışmalar sırasında madencilerin yakınları endişeyle beklemişti.

TTK ekipleri, 20 Mayıs’ta kurtarma kafesine yaptıkları donanımla eksi 540 koduna inmeyi başarmış, 28 cenaze yer üstüne çıkarılmıştı. Defin işleminden sonra karışıklık yaşandığı şüphesiyle cenazelere DNA testleri yapılmış, mezarlar açılarak doğru cesetler ailelere teslim edilmişti.

Bu sırada Erdem Alkin’in cenazesini Engin Düzcük sanarak teslim alan ailesi, madencinin, Dursun Kartal’ın yanında cesedine ulaşılamayan diğer işçi olduğunu öğrenerek şoke olmuştu.

Engin Düzcük ve Dursun Kartal’ın, patlamayla meydana gelen göçükler altında kaldığından şüphelenen TTK ekipleri, oluşan yeni göçükler nedeniyle de büyük uğraş vererek faciadan yaklaşık 1 ay sonra yığınları kaldırabilmiş fakat cesetleri bulamamıştı.

UMUT ÇİNLİLER’DE
Madencilerin yığınların altındaki cenazelerini bulamayan ekipler, eksi 540 metre derinlikten eksi 735 metreye kadar inen ve eksi 720 kodunda ızgara bulunan kuyuya düştükleri üzerinde durmuş ancak içi su dolan kuyudan işçileri kurumun imkanlarıyla çıkarmanın mümkün olmadığını belirlemişti.

TTK yetkililerinin, facianın ardından Çin Büyükelçiliği vasıtasıyla çağırdığı kuyuyu dizayn eden profesör ve yardımcısı, haziranda incelemede bulunmalarının ardından ülkelerine dönmüş, bir süre sonra kuruma teklifleriyle dönüş yapmışlardı.

Profesör, kuyunun montajını yapan ve 10 yıllık bakım-onarım anlaşması bulunan Çinli CITIC firmasından ayrıldığını, başka firmada çalıştığını belirterek, teklif sunmuştu. Bunu kabul etmeyen kurum yetkilileri ise CITIC yetkililerine ulaşmış, 16 Ağustos’ta Çinli mühendislerden oluşan ekip ocakta incelemelerde bulunmuştu.

Facianın ardından yaklaşık 120 günün geçtiği eylül ayında CITIC firması elemanlarının gelerek kuyuda çalışma yapmasını bekleyen TTK yetkilileri, firmanın ”deneyimli personeli bulunmadığı, işin uzmanlık istediğinden yapılamayacağını” belirten mektubuyla şoke olmuştu.

Bunun üzerine TTK, 18 Ekim 2010′da uluslararası ihaleye çıkmış, 1 milyon 209 bin dolar teklifle işi üstlenen Çin’den SSIT Grup ile 12 Kasım’da sözleşme imzalanmıştı. Firma, ”kuyunun tamamının temizliği, tahribatın giderilmesi, eksi 540 kodundan eksi 720′ye kadar tüm temizlik ve bakımının yanı sıra ihraç sisteminin ve yardımcı kurtarma vincinin yeniden bütün testlerinin yapılması ve devreye alınmasını” kapsayan işe 13 Aralık’ta başlamıştı. 150 günde tamamlanması öngörülen iş kapsamında 45 günde cenazelerin çıkarılması hedeflenmişti.

Şirketin 19 Çinli’den oluşan ekibi, kurum madencileriyle çalışarak kuyudaki metrelerce küp suyu boşaltmış, tonlarca hurdayı temizleyerek 8 ayda cesetlere ulaşabilmişti.

ÇOCUKLARINI GÖREMEDİLER
Grizu faciası
nda yakınlarını kaybetmenin acısına cenazelerinin bulunamaması da eklenen Düzcük ve Kartal ailesi, 8 aylık süreçte zor günler yaşamıştı.

Yaklaşık 3 yıl önce aşçılık yaptığı firmanın iş yerini kapatmasıyla madenciliğe başlayan 2 çocuk babası Düzcük’ün kızları 3 yaşındaki Sıla ve 8 yaşındaki Beyza da anneleri Hayriye ile büyük üzüntü yaşamıştı.

Dursun Kartal’ın o dönem Pamukkale Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde öğrenim gören oğlu Turgut ile bilgisayar mühendisliği eğitimine devam den kız kardeşi Tülay’ın çocuklarının yanı sıra babası da yıllar önce kömür ocağında hayatını kaybeden madencinin eşi Gülhizar, bir an önce cenazelere ulaşılmasını beklemişti.

Madencilerden Kadir Ötgüç’ün eşi Fatma ile Ekrem Akkaya’ın eşi Yeter, eşlerini toprağa verdikten sonra farklı zamanlarda doğum yapmış, babalarının çocuklarını hiç görememesinin üzüntüsünü yaşamıştı.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547549/

‘Varsa yoksa Kobani’

Ekim 31, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

PARİS – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande?yle görüştü.

Erdoğan ve Hollande, görüşmenin ardından açıklama yaptı.

“Suriye?de aslında iki düşman var; Biri IŞİD, diğeri Esad rejimi” diyen Hollande, mücadelenin kazanılması için Özgür Suriye Ordusu’na destek verilmesi gerekdiğini dile getirdi.

Hollande, “Uçuşa yasak ve güvenli bölge olmalı” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı “Hedefimiz aynıdır; birlikte IŞİD’e karşı mücade etmek. Sadece Kobani yok” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bölgesel sorunlar yaşıyor. Irak ve Suriye ülkeleriyle ilgili bakışta Fransa ile Türkiye arasında herhangi bir fark yok. Terör örgütü, Irak?ın yüzde 40?ını işgal altında tutuyor, Suriye?de de işgal altına aldı. Dünya buna seyirci kalmamalı.

Niçin Kobani? Yüzde 40?ı işgal altında olan Irak değil. Varsa yoksa Kobani. Kobani?de insan yok. 200 bin insan ülkemizde. Orada 2 bin savaşçı var, bundan dolayı mı sürekli bombalanıyor.

Devlet terörü estiren Esed var. Esed giderse halk ne istiyorsa o olacak diyebiliyorsak demokrasiyi savunuyoruzdur. Irak ordusu kaçmakta yerini de IŞİD’e bırakmaktadır.”

Türkiye’nin “Uçuşa yasak bölge, güvenli bölge ve eğit donat talebini bir kez daha hatırlatan Erdoğan, IŞİD’e destek verildiği iddiasına da sert tepki gösterdi. 

‘ADETA İHANET’
Erdoğan, “Uluslararası medya, Türkiye’yi DEAŞ’a (IŞİD) destek veren bir ülke olarak gösteriyor. Bu bir defa Türkiye’ye karşı çok ciddi bir haksızlıktır. Adeta ihanettir bu. Türkiye hiçbir zaman DEAŞ gibi bir terör örgütüne destek vermemiştir. Asla böyle bir desteğin yanında da olmamıştır” şeklinde konuştu.

‘MÜJDEYLE DÖNEYİM’
Erdoğan, Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin Fransa’nın tavrıyla ilgili olarak, “Bugün değerli mevkidaşımdan böyle bir müjdeyi özellikle almanın da beklentisi içerisindeyim. Gerçi kendileri bir ışık yaktılar ama bu ışık diyorum biraz daha net olursa, flu olmasın, net olsun ve Türkiye’ye ben bu müjdeyle döneyim” dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, AB muktesabatına en hazır ülkedir. Bazı fasıllar konusunda Türkiye tüm hazırlıklarını yapmıştır. Fransa?nın bloke edildiği fasıllarla ilgili adım atılırsa sonrası gelecektir. Türkiye ve AB bütünleşsin istiyoruz.”

‘TÜRKİYE’YE GÜVENİYORUZ’
Erdoğan’dan sonra tekrar söz alan Hollande, Kobani konusunda Türkiye’ye güvendiklerini söyledi.
Hollande, “Bizim için anahtar bir şehir de Halep… Özgür Suriye Ordusu ve demokratik muhalefete destek veriyoruz. Ama Kobani de önemli konular arasında. Gerçi şehir boşaltıldı ama gerekli desteği vermek zorundayız. Bu konuda Türkiye’ye güveniyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin AB üyelik sürecine de değinen Fransa Cumhurbaşkanı, şunları kaydetti: “Avrupa’da Türkiye’nin üyeliği konusunda bazı blokajlar vardı. Ben 22 ve 23. başlıklar konusunda ilerleyebileceğimizi belirttim. Herhangi bir koşula bağılı kalmaksızın ikili ilişkilerimizi de üst düzeye çıkarmamız gerekiyor. Önemli olan bazı konularda ilerleme olmasıdır.”

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25547527/