‘Sürece zarar verir’

Aralık 12, 2014 in Gündem'den Haberler by admin  |  No Comments

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ankara’da temaslarını sürdüren İtalya Başbakanı Matteo Renzi le Başbakanlık Merkez Bina’da gerçekleştirilen baş başa görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Davutoğlu, İtalyan mevkidaşı Renzi?yi Ankara?da ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade söyledi.

Türkiye ve İtalya?nın iki önemli Akdeniz ülkesi olduğunu, iki ülke arasında, hep son derece iyi seyreden ve son yıllarda da artan tempoda işbirliğinin daha da geliştiğini ifade eden Davutoğlu, hükümetler arası ortak kabine toplantısı şeklinde bir mekanizma başlattıklarını anımsatarak, bu toplantıların üçüncüsünü de Türkiye?de yapmayı planladıklarını kaydetti.

Siyasi ilişkilerde en üst düzeyde süregiden güzel atmosferin ekonomik ilişkilere de yansıdığına işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

“İtalya, Türkiye?nin dördüncü önemli ticari ortağıdır. 20 milyar dolara yakın, 19,17 milyar dolar ticaretimiz oldu geçen sene. Bu sene de iyi seyrediyor. Yarın da iş forumunda birlikte olacağız. Ekonomik ilişkileri daha da geliştirmek için karşılıklı olarak yatırımları teşvik etmek ve  üçüncü ülkelerde birlikte projeler geliştirme konusunu bugün ele aldık. Ayrıca Milano Expo?suna katlıma kararını değerli dostumla paylaştım. Biz de kendilerini Antalya?daki 2016 Botanik Expo’suna bekliyoruz. Ekonomik ilişkilerdeki bu sağlam temel, savunma sanayi başta olmak üzere stratejik projede de kendini gösteriyor. O alanlarda da bundan sonra birlikte çalışacağız.”

‘SURİYE REJİMİ SÖZLERE SADIK KALMADI’
Davutoğlu, bir gazetecinin “BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura’nın dondurulmuş bölgeler planına ilişkin değerlendirmeniz nedir? Türkiye’nin güvenli bölge önerisini karşılayabileceğini düşünüyor musunuz? Gaziantep’teki temasları konusunda Türk hükümetine bir bilgilendirme ya da değerlendirme yapıldı mı?” sorusu üzerine, plan konusundaki görüşmelerin hala devam ettiğini bildirdi.

Daha önceki görevlerinden tanıdıkları De Mistura’nın Ankara’ya da gelerek bu konularda Dışişleri Bakanlığında görüşmeler yaptığını ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Tabii biz, daha önce de birçok kez, Türkiye’nin öncülüğünde başka ülkelerle birlikte ateşkes yapılması konusunda çok çaba sarf ettik. Ancak maalesef Suriye rejimi hiçbir zaman verilen bu sözlere sadık kalmadı. Ateşkesi bir müddet, belki birkaç saat için bile yaptığında, genellikle belli bölgeleri boşaltmak için kullandı ve sonra yine saldırılarına devam etti.

Dondurucu bölgeler Suriye’de kalıcı bir statüko oluşturmak yönünde olacak olursa, bu hem doğru değil, hem de elde edilebilir bir şey değil. Sürdürülebilir bir şey değil, daha doğrusu. Fakat insani gerekçelerle ve bir barış perspektifi olacak şekilde bir süreç işletilecekse, tabii bunları değerlendiririz. Özellikle Halep ve çevresinde son derece ağırlaşmış bir insani durum var. O insani duruma hep beraber yardımcı olabilmek için yapılabilecek her türlü çalışmayı Türkiye olarak destekleriz. Güvenli bölge ise bizim öne çıkardığımız, özellikle insani konularda kitlelerin kendilerini güvende hissettikleri belli alanların oluşması. Geçici bir dönem değil de, belli alanlarda sadece dondurma değil, o bölgede bir şekilde güvende olmaları ve mülteci akınlarının bu anlamda kesilmesi. Ancak, dediğim gibi biz her türlü yeni fikre açığız. Bunları tabii kendisiyle arkadaşlarımız konuştu. Bütün taraflarla konuştuktan sonra daha somut bir şekilde bu teklif geldiğinde tekrar değerlendiririz.”

TÜRKİYE’NİN DÖNEM BAŞKANLIĞINDA G20
Başbakan Davutoğlu, “G20′nin dönem başkanı olarak Türkiye’nin dünya ekonomisiyle ilgili düşünceleri, projeleri nedir?” sorusu üzerine, Renzi’nin de katıldığı Avustralya’daki G20 toplantılarda bu konuların ele alındığını hatırlattı.

Dünya ekonomisinin temel sorununun şu anda durgunluk olduğunu, büyümeye dönük yeni bir momentumun ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, G20 zirvelerinde dünyanın en az yüzde 2 büyümesinin öngörüldüğünü ama hala buraya ulaşılamadığını kaydetti.

Dünya ticaretindeki artışın da normal artış düzeyinin çok gerisinde olduğunu, yüzde 6-7 düzeyindeki artışların yüzde 3′lere gerilediğini anlatan Davutoğlu, gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkelerin hep beraber dünyada talebi artırması ve bu yapılırken de disiplin içinde enflasyonun kontrol edecek araçları bulması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin de G20 dönem başkanlığında kalkınmaya ağırlık veren bir gündemin muhafaza edileceğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bu kalkınma bağlamında da dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun bu sürecin parçası kılınması için G20 ekonomilerinin diğer ekonomilerle ilişkilerinin önemini vurgulayacağız. Ayrıca KOBİ’ler başta olmak üzere istihdam yaratan kalkınma ve gelir adaleti sağlayan kalkınma konularına ağırlık vereceğiz. Önemli olan şu anda bütün dünya ekonomilerinin birarada ortak bir kader içinde olduklarını görerek, takip ettikleri politikaları senkronize etmeleri ve dünyada tekrar büyüme trendinin yukarı doğru seyretmesini sağlayacak tedbirler almaları.

Türkiye dönem başkanlığı süresince bütün bu konuları en geniş kapsamıyla ele alacak. Bir taraftan G20 ile en az gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere, diğer ülke grupları arasındaki ilişkilerin yoğunlaşmasına çaba sarf edeceğiz, diğer taraftan da halkın, geniş kesimlerin istihdamının önünü açacak KOBİ’ler üzerinden sağlanacak kalkınma modelleri konularına da özel ağırlık vereceğiz. Hepimiz bilmeliyiz ki bu küresel kriz, artık dünyanın her bir köşesindeki herkesin kaderini etkiliyor. Hep beraber bu krizden çıkış yollarını bulmak durumundayız.”

‘NEFRET DİLİNDEN UZAK DURULMASI GEREKLİ’
“İmralı heyetinin dört maddelik bir taslağı olduğu belirtiliyor. Bu yol haritasında özerklik ve genel af gibi tartışmalı başlıkların da yer aldığı belirtildi. HDP kanadından gelen bu açıklamalarla ilgili ne diyeceksiniz?” sorusu üzerine Davutoğlu, daha önce de bu süreçlerin çok dikkatli yürütülmesi gerektiğini birçok kez vurguladığını söyledi.

Şiddet, şiddet ve nefret dilinden uzak durulmasının birinci öncelik olduğunu dile getiren Davutoğlu, “İç Güvenlik Reformu”nun özgürlüklerin korunması için hazırlandığını belirtti.

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Toplantı ve gösteri yapma hakkı, herkesin hakkıdır ve bu hakkı sağlamak devletin görevidir. Herkes, barışçıl her türlü gösteriyi yapabilir. İstediği sayıda kişiyi toplayıp kendi görüşlerini ifade edebilir. Fakat şiddete başvurduğu andan itibaren bu bir suçtur. Yeni yasada da toplantı ve gösteri yürüyüşleri teminat altına alınıyor ve herhangi bir grubun, şehirlerde, meydanlarda şiddet kullanarak diğer insanların gösteri yapma hakkını ortadan kaldırmasına da imkan vermemek açısından bazı tedbirler öngörülüyor.

Her şeyden önce bu süreçte, başarısı isteniyorsa ki hepimiz için Çözüm Süreci asli bir süreçtir, dün TBMM’de de bunu vurguladım, iç barışımız için, geleceğimiz için önemlidir, burada, herkesin şiddet dilinden uzak durması lazım.

İkincisi de yapılan, yürüyen görüşmelerle ilgili basına çok fazla yorumda bulunmak doğru bir yöntem değil. Her görüşmeden sonra sürekli gündemi meşgul edecek yorumlar yapmak yerine, önemli olan neticeye odaklanmak. Bahsettiğiniz konular, kesinlikle bu görüşmeler esnasında gündeme gelmemiştir. Ne genel af, ne özerklik gibi konular…Bunlar gündeme gelmemiştir. Dolayısıyla gündeme gelmemiş konuları sanki gündemdeymiş gibi ele almak, tartışmak sürece zarar verir.”

Herkesin öncelikle iç barışı sağlayacak ve bütün toplumda genel kabul görecek şekilde bu süreci benimsetecek bir yöntemde mutabık kalması gerektiğine işaret eden Davutoğlu, “Tartışılmamış konuların tartışılmış gibi konuşulması da doğru değil. Bundan sonra da, önümüzdeki dönemde inşallah bu konuda mesafeler alındığında, basına veya kamuoyuna verilmesi gereken bilgileri gerektiğinde biz veririz” diye konuştu.

‘AVRUPA’NIN BİR PARÇASIYIZ’
İtalyan bir gazeteci, Davutoğlu’na “Türkiye’nin AB’ye üyeliğinden onlarca yıldan beri bahsediyoruz. O zaman AB lokomotifti, Türkiye de bir vagon olabilirdi. Şimdi bu iş tersine döndü. Sizce Türkiye’nin AB’ye üye olması hala Türkiye’nin çıkarına mı?” diye sordu.

Davutoğlu, “Gerçekten güzel bir soruydu, Türkiye-AB ilişkileri bağlamında. Özellikle genel sürecin, bu süreçte gözlenen değişim çerçevesinde” ifadesini kullandıktan sonra şunları söyledi:

“Ancak şunu ifade etmek isterim, şartlar ne kadar değişirse değişsin, Türkiye’nin AB’ye üyeliği Türkiye için stratejik bir konudur. Türkiye Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır ve AB hedefinde bu anlamda herhangi bir değişiklik olmamıştır. Doğru, 15 sene öncesine göre AB’den ekonomik beklentilerimiz fazla yok. Aksine, AB’nin bizden ekonomik beklentileri olabilir. Küresel krizden sonra Türkiye 6 milyon istihdam yarattı. Avrupa’da ise neredeyse buna yakın bir istihdam kaybı oldu. Eğer Türkiye Avrupa’nın içinde olsaydı belki de istihdam nispeten denk hale gelebilirdi. Ancak her ne surette olursa olsun Türkiye ekonomisi AB ekonomisinin bir parçasıdır, Gümrük Birliği üzerinden. Dolayısıyla aynı gemideyiz. Lokomotif-tren ilişkisi yok, ilişkilerimiz eşitler arası ilişkidir.

El ele bütün Avrupalılar olarak geleceği birlikte inşa etme yolunda yürüdüğümüz bir ilişkidir. Biz geçmişte de böyle bir lokomotif-vagon çerçevesinde görmüyorduk, bugün de görmüyoruz. Hep beraber Avrupa’nın içinde bulunduğu bu ekonomik krizden çıkması için çaba sarf etmeliyiz. Hep beraber Avrupa kıtasında barışı sağlamak ve Avrupa’nın çevresinde, özellikle Akdeniz’de, Kuzey Afrika’dan, Ortadoğu üzerinden Ukrayna’ya kadar giden kuşakta, Türkiye ve AB ortak meydan okumalarla karşı karşıya. Eğer Türkiye AB’nin içinde olmuş olsaydı, bu konularda çok daha etkin politika takip etmek her iki taraf için de mümkün olabilirdi. Dolayısıyla Türkiye ile AB ilişkisi herkese kazanç sağlayacak bir ilişkidir.

En önemlisi de bütün dünyaya ciddi bir kültürel barış ve uyum mesajı verecek bir üyeliktir. O bakımdan siyasal olarak da Avrupa’nın bir parçasıyız, ekonomik olarak da Avrupa’nın bir parçasıyız, kültürel olarak da Avrupa’nın bir parçasıyız ve AB üyeliğimiz bu konuda, ısrarla takip edeceğimiz stratejik bir konudur. İtalya’ya da teşekkür ediyoruz, ‘Grazie’ diyoruz. Çünkü her zaman İtalya bizimle birlikte oldu, bu yolda. Bir gün, Avrupa’nın doğduğu Akdeniz medeniyetinin iki büyük geleneğinin temsilcileri olarak Avrupa’da birlikte olacağız, inşallah.”

‘AB’NİN TÜRKİYE’YE İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
İtalya Başbakanı Matteo Renzi, toplantıda, Davutoğlu ile son derece verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, G-20 dönem başkanlığı nedeniyle Türkiye’yi tebrik etti. Türkiye’nin dönem başkanlığı sürecinde yatırımlar ve gelişme konusunda büyük başarılar elde edeceğine inandığını kaydeden Renzi, “İtalya bu konuda da Türkiye’nin yanında olmaya devam edecektir” diye konuştu.

Renzi, görüşmede Kıbrıs sorunu, Suriye ve Balkanlar’daki gelişmeleri ele aldıklarını, Akdeniz ve Balkanların İtalya için çok önemli bölgeler olduğunu kaydetti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu ve bin 200 İtalyan şirketinin Türkiye’de iş yaptığını söyleyen Renzi, İtalya tarafından Türk öğrencilerin eğitimi için ayrılacak sayının da artırılması için çalışacaklarını ifade etti.

Türkiye’nin AB üyelik sürecine değinen Renzi, şunları söyledi:

“Türkiye’nin AB üyeliği süreci devam etmelidir. Bizler bunun başarıyla sonuçlanması için destek vermeye, kendimizi sorumlu hissediyoruz. AB’nin Türkiye’ye kapılarını çok daha kararlı bir şekilde açması için çalışmaya devam edeceğiz. 13 Ocak’ta AB dönem başkanlığını devrederken yapacağım son konuşmada da 2015′te yeni fasılların açılması ve AB’nin Türkiye’yi de içine alacak şekilde genişlemesi için İtalya’nın kararlılığını teyit edeceğim.”

Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yaptığı yardımlar için teşekkür eden Renzi, İtalya’da sığınmacıların en yoğun olduğu yıllarda bu sayının 150 bin seviyelerinde olduğunu, Türkiye’nin ise 2 milyona yakın sığınmacıya bakarak çok önemli bir iş yaptığını kaydetti. Renzi bu noktada uluslararası toplumun Türkiye’ye daha fazla destek vermesi gerektiğini vurguladı.

SURİYE’DEKİ İÇ SAVAŞ
İtalya’nın şimdiye kadar Suriye krizinin çözümü için somut adımlar atmaya çalıştığını anlatan Renzi, “Çözüm için koalisyonun daha güçlü olması ve önemli rol üstlenmesini diliyorum. İtalya ve Türkiye de bu çerçevede önemli görevler üstlenebilir” dedi.

Renzi, Libya’da diyaloğun başlaması için her türlü çabayı sarf etmek zorunda olduklarını ve hem Libya’da hem de Suriye’de tarafların yapıcı diyalog içinde olmasının sağlanması gerektiğini ifade etti.

İTALYA’DAKİ SİYASİ GELİŞMELER
İtalya’da bazı sendikaların greve gitme kararını değerlendiren Renzi, şunları kaydetti:

“Bunlara saygıyla yaklaşmamız gerekir. son zamanlarda sendika başkanı ve altyapı bakanı arasında bir atışma oldu. Bunun en kısa zamanda çözülmesini diliyorum. Benim grev yapanlarla aynı fikirde olmamam, buna saygı göstermemem anlamına gelmez. Grevin barış içinde geçeceğine eminim. Biz, grev yapan sendikalar için de ülkeyi olumlu yönde değiştireceğiz. Bu gibi atışmaların önümüzdeki saatlerde çözüme kavuşmasını ve her şeyin en iyi şekilde sonuçlanmasını umuyorum. Grevcilere de başarılar diliyorum.”

İtalya’nın önemli bir reform sürecine girdiğini bildiren Renzi, amaçlarının ülke içinde sağlam bir çözüme kavuşmak olduğunu belirtti.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25555509/

Posted in Gündem'den Haberler.

Comments are closed.